92406 kayıt bulundu.
1. birini, kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek
1. Ayrıca benim başımı belaya sokmaktan da çekinmiş olabilir.
1. Ayrıca benim başımı belaya sokmaktan da çekinmiş olabilir.
1. birini bir işe yerleştirmek, işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak
1. barınacak bir yer bulmak
1. Çok şükür, başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.
1. Çok şükür, başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.
1. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , baş ağrısını önlemek için alnın üstünden arkaya doğru eşarp vb. şeyleri çepeçevre sıkıca bağlamak
1. kafasını dinlemek
1. Robenson, akıllı Robenson'um / Ne imreniyorum sana bilsen / Göstersen adana giden yolu / Başımı dinlemek istiyorum
1. Robenson, akıllı Robenson'um / Ne imreniyorum sana bilsen / Göstersen adana giden yolu / Başımı dinlemek istiyorum
1. bir işi kötü yapmak, bir işi istenildiği gibi yapmamak
1. Aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşecekler, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı.
1. Aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşecekler, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı.
1. bir işi aralıksız sürdürmek
2. iyileşememek, yataktan çıkamamak
1. arada en ufak başka bir iş yapamayacak kadar sıkışık durumda bulunmak
1. Büyükbabanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur.
1. Büyükbabanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur.